KIRMIZI ve SİYAH
İki farklı kadın, iki farklı adam. Biri deliriyor, biri küskün. Yakındaki anlam arayışında, uzakta duran sevilmenin peşinde.
Sözlükte “bir kişiye hissedilen aşırı sevgi” olarak tanımlanan aşk; psikoloji bilimde ise beyin kimyasallarının yol açtığı aşırı mutluluk hali olarak geçiyor. İster romantik bağlamda ister bilimsel olsun, ortak husus şudur ki; aşkın aşırılığı sevdiği ve azıyla yetinmeye asla razı gelmediğidir.
Yazar, Kırmızı ve Siyah adlı eserinde 1968 ve 2020 yıllarında geçen iki ayrı aşk öyküsünü ele alıyor. Kitaba ismini veren renkler aynı zamanda kurguyu oluşturan metaforlar da. Kırmızı ile aşkın tutkulu yanına, Siyah ile ise delimsirek bir havaya nasıl dönüşebildiğine şahit oluyoruz. Kurguyu zenginleştiren mektuplar romanın tarihi havasını güçlendirirken, şiir derlemeleri lirik anlatımı pekiştiriyor. Zengin karakter yapısıyla dikkat çeken eserde nesiller arası yayılan sevgisizliğin yıkımı bir başka önemli nokta.( Arka Kapak Yazısından )
ŞİFACI
Pek çok otantik öğeyle süslenmiş “Şifacı” insanlığa varlık sebebini sorgulatırken, Dünya’nın sesini de duymanızı sağlıyor. Yazar okuyucuyu hem gerçeklerle baş başa bırakıyor hem de biraz abrakadabra ile renkli diyarlara keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.
Omuz silkti Duru. “Ailem emin ol tanıdıklarından farklı. Biz daha anaerkil bir yapıya sahibiz. Kadın hayat döngüsünün en mühim halkasıdır. Hiç düşündün mü neden toprak ana veya doğa ana deriz? Biri beslenebilmemiz için bereketini sunar, diğeri ciğerlerimize nefes aldırır. Eksilmez aksine çoğaltırlar. Kitaplar da bilginin yazılı hali, öğretici analardır. Eh, doğal olarak kütüphane de ailemizdeki kadınlara ait. Ana ya da anne dediğime bakma, ille de dünyaya çocuk getirmiş olmak gerekmiyor, o lafın gelişi sadece. Bahsetmek istediğimin özü kadın… Dünya hala dönüyorsa kadınların ve kelimelerin sayesinde. Yeryüzünde ikisinden daha dayanaklı ne var? Hor kullanılıyor, çirkin ağızlarda hırpalanıyor, üstüne üstlük hep kabahatli oluyorlar. Tüm bunlara rağmen ne yıkılıyor, ne de tükeniyorlar. Doğaya ya da toprağa dişil enerji vasfı yüklenmeseydi vay Dünya’nın haline!” (Tanıtım Bülteninden)
